Arayıp Bulamayanlara (:

3 Aralık 2017 Pazar

Yardım?

Yazamadığım o kadar şey birikti ki... Ne zaman yazacağımı da hiç bilmiyorum. Ödevlerden! Çok sıkıldım. Hayatım boyunca bu kadar ödev yapmamıştım herhalde... Bitmiyorlar.

Neyse bir yardım isteğim var. Eğer fikri olan varsa yorum yazarsa çok çok sevinirim. :)

Şimdi yeni bir gezi planım var. Salı günü Sırbistan'dan başlıyor. Sonra da Karadağ ve Arnavutluk... Lakin şöyle bir sorun var: Gittiğim ülkelerde hattım çalışmayacağı için gitmem gereken yerleri nasıl bulacağımı bilmiyorum. Aynı zamanda taksiye binip kazıklanmak istemiyorum. Çünkü yürüyeceğim en fazla 20 dakikalık yol olacak. 
 
Google Haritalar'ın bir özelliği varmış. Haritanın belli bir kısmını indirip çevrimdışı da kullanabiliyorsunuz. Lakin lanet olası kapitalist sistem yine zenginleri düşünüp bunu sadece araba yoluna uyarlamış. Yani yaya olarak nasıl daha kolay giderim, gezerim bilemiyorum. Benim canımı sıkan şey otobüsten indiğim ilk an ve oradan hostele kadar nasıl nasıl gideceğim. Bir de gece gitmiş olacağım için daha zor olacak. Tüm kalacağım yerleri merkezde ayarladığım için sonrasında sıkıntı yaşayacağımı düşünmüyorum. Lakin ilk an önemli.  

Sizden isteğim şu ki bildiğiniz, çevrimdışı kullanılabilecek yaya yolu haritası varsa beni bilgilendirin lütfen. Birkaç uygulama indirip denedim; ama çok kötüydüler. 

1 Aralık 2017 Cuma

DOST

Her zaman dostlarımı hayatımın üst sıralarına koymuşumdur. Bundan dolayı bazen zarar görülebilir. Buna diyeceğim yok… Ama bir insanın hatası bu konuda genel bir tanıya varmanıza sebep olmasın. Arkadaşlık dünyadaki en güzel şey. Bugün bana bu duyguya en güzel yaşatan kişinin doğum günü. Bu yazıyı onun için yazıyorum. 😊

Öyle bir dostunuz olsun ki yanında ağlayabilin, gülebilin. Hiçbir utanmanız olmasın. Öyle bir dostunuz olsun ki içinizi ona açarken emin olabilin ki sizi yargılamayacak. Güvenin… Öyle bir dostunuz olsun ki sizi sizden daha iyi tanısın. Bazen kendinizi kandırmak için bile söylediğiniz şeyleri fark edebilsin. Öyle bir dostunuz olsun ki onu mutlu etmek sizin de yüzünüzü güldürsün. Birlikte tadın mutluluğu. Öyle bir dostunuz olsun ki uzaktayken bile unutmayın birbirinizi. Görüştüğünüzde uzun zamandır görüşmüyor soğukluğu yaşanmasın. Öyle bir dostunuz olsun ki göremediğiniz yanlışları göstersin size. Çünkü ancak onu dinlersiniz. Ve öyle bir dostunuz olsun ki hayattaki olumsuz her şeyden kaçıp yüzünüzün güleceğine emin olduğunuz tek yer onun yanı olsun.

Desiderius Erasmus demiş ki: “Dostların alışkanlıklarına göz yummak, onların kusurları hakkında hayale kapılmak, bu kusurları taklit etmek, onlardaki en büyük ahlaksızlıkları sevmek, birer erdemmiş gibi bunlara hayran olmak, delilik değil midir?”

Bu dostluk beni deli haline getirecekse de getirsin. Nasıl olsa psikoloji alanında çalışan bir dostum var, yardımcı olur. :D İyi ki doğdun. <3 İyi ki varsın...

15 Kasım 2017 Çarşamba

OHRİD GEZİSİ #3

2. gün çok daha fazla yere gittim. Lakin çok fazla yağmur yağdığı için zor bir gün oldu. Sabah kahvaltı yapıp çıktım. İlk önce merkeze gittim. Bir sürü giyim mağazası vardı. Hatta birisinde maske gördüm. O kadar müthişti ki... Lakin satış görevlisi onun satılık olmadığı söyledi. :( 


El yapımı kağıtların olduğu bir workshopa gittim. Hala çok şaşkınım. Suya atılan şey bir bez parçasına nasıl dönüşüyor ve sağlam bir kağıt haline geliyor. Orada çekim yapamadım; ama oldukça etkileyiciydi. Hediyelik eşyalar da alınabiliyor. O kağıtlardan birinde ATATÜRK portresi görünce hoşuma gitti. :D Aniden gelen milliyetçilik duygusu. :D



Oradan çıktım ve kaleye doğru yürümeye başladım. Bir yokuş... Çık çık bitmiyor. Neyse gittiğime kesinlikle değdi. Manzarayı bir de oradan görmek müthiş bir duyguydu. Bir de kaleye girmeden önce ormanda yürürken kafama pat diye bir şey düştü. Yukarı bir baktım sincap :D Hiç canlı bir şekilde sincap görmemiştim. Çok mutlu oldum. :D Ama canım biraz yandı. :D


Kaleden sonra durağımız kiliseler oldu. Çok fazla kilise var. Plaosnik’e gittiğimde bir adam dikildi önümde. Tarihle ilgilenip ilgilenmediğimi sordu. Ben de çok aram olmasa da ilgilenirim dedim. Adam filozof olduğunu söyledi ve başladı kilise tarihini anlatmaya. Ben de dur diyemedim. :D Neyse anlattı anlattı, İngilizcesi de oldukça karmaşıktı. En sonunda dedi ki: “Some bahşiş?” Nasıl gülmem geldi. :D Dedim ben öğrenciyim, kusura bakmayın. :D Kilise çok güzeldi. Üsküp’teki pek çok kiliseye göre daha zengin bir mimarisi vardı. İçerden bir tane haçlı kolye aldım hatıra kalsın diye. Hemen kilisenin karşısında da Sinan Çelebi Türbesi vardı. Bir de orada Fatiha okudum. Bu şekilde her türlü cennete gideceğimi düşünüyorum. :D




Kale ve kiliseden sonra antik tiyatroya ve diğer kiliselere gittim. Artık gitme vaktim yaklaşıyordu. Son bir kez daha göle gitmek istedim. Sonra Nesli’ye, sincaba ve kardeşime gölden küçük taşlar aldım. 😊 Bir de tabii dedemlere buzdolabı süsü. :D Sonuncusu zaten olmazsa olmaz. :D Giderken sırılsıklam olmamı ve 3.5 saatlik otobüs yolculuğu ıslak şekilde geçirmemi saymazsak gayet güzel bir geziydi. 😊