Arayıp Bulamayanlara (:

4 Ekim 2017 Çarşamba

Bir Köy Hekimi

Kafka’yı anlamak her zaman mümkün olmuyor. Kısa hikayelerden oluşan bu kitapta da muhtemelen eksik kalmış pek çok kısım var. Bazı hikayeler çok güzel. Özellikle Bir Düş adlı hikayeye bayıldım.

  • Reçete yazmak değil, insanlarla anlaşmak zordur.

Soyun giysilerini, iyileştirir o zaman
Baktınız iyileştiremedi, öldür gitsin!
Altı üstü bir hekim
Altı üstü bir hekim!
  • …hayvanlar kendi ecelleriyle ölme hakkına sahip olabilmeli…
  • İkinci kümedeki kişiler, ilk kümedekilerden daha saygın kişilerdir.

30 Eylül 2017 Cumartesi

Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır

Kitap şu ana kadar okuduğum en eğlenceli ve güzel kişisel gelişim kitabıydı. Benim gibi bu tür kitaplara karşı ön yargınız varsa Ahmet Şerif İZGÖREN bu ön yargınızı yıkabilecek kişidir. Kısa hikayelerle size hayattaki birçok önemli şeyin varlığını hatırlatıyor ve yüzünüzde bir gülümseme bırakıyor. Çok akıcı olan kitabı 1 günde bitirebilirsiniz. Aynı zamanda kitabın ismi neden bu diye soranlara da oldukça eğlenceli bir cevap gelecek :) Acı gerçekler, gülümseyen yüzler...

  • Nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok.
  • Hiç kimse sizin izniniz olmadan kendinizi değersiz hissettiremez.
  • Hepimize aynı yağmurlar yağar; kimimizi ıslatır, kimimizi ıslatmaz.
  • Zamanla şunu öğrendim; bence aklın yolu kulaklardır, ağız değil. …Dinleme ve konuşma Şarklı ve Garblı’yı en çok ayıran konulardandır. İkisi tanıştıklarında Şarklı, Garblı’nın ilk on saniyede adını öğrenir, altı ay hayatıyla ilgili hiçbir şey öğrenemezmiş. Garblıysa Şarklı’nın ilk on saniyede hayatını öğrenir, altı ay ismini öğrenemezmiş.
  • Her şeyin fiyatını bilen; ama hiçbir şeyin değerini bilmeyen insanlar olmaya başladık.
  • Özgürce aldığınız kararlar sonucunda da mutsuz olabilirsiniz; ama en azından mutsuzluğunuzun koşullarını siz belirlersiniz, başkaları değil.
  • Türkiye’ye baktığımda gördüğüm en temel nokta: “Hiçbiri projeye dönüşmeyen sürüyle fikir…”
  • Eğer gerçekten kendimizi karşıdakinin yerine koyabilsek, bombalar olmazdı, politikacılar gözümüze baka baka yalan söylemezlerdi, çocuklarımızı dövmezdik, sinirlendikmi yumruğu çakmazdık, öğretim üyeleri aynı dersi yirmi sene aynı ezberle anlatmazdı, Mersin gümrüğünde Kıbrıs’tan kesin dönüş yapan her Türk vatandaşından rüşvet alınmazdı, hastanelerde yüzümüze bakılırdı…
  • Hayatla aranıza firmaları sokmayın. Saatiniz sadece saati göstersin.
  • Karl Marx: “Din kitlelerin afyonudur.” der. Artık “Kitleler dinin afyonu” olmaya başladı. İnsanlar inandıkları hakkında yeterince bilgili değilse, biraz yetkinliği olanlar, arkalarına aldıkları kitleler vasıtasıyla dini etkileyebilir.
  • 1920’lerde; “Türk övün, çalış, güven” denilen bir yurtta, “Neyle övüneyim? Nerede çalışayım? Kime güveneyim?” diyecek duruma geldik.

26 Eylül 2017 Salı

ÖZLEDİM

Kışın boyunluğunu alıp onu koklayarak uyumayı,
Sabah uyanman gerektiğinde seni 1 dakikalık aralarla 15 kez aramayı,
Hastalandığımızda birbirimizi yoğun bakıma almamızı,
Aç değilim dedikten sonra senin yemeğine bile musallat olmayı,
Annemden daha çok “İçine atlet giy” demeni,
Evdeki her yeri ışıklandırmaya çalışmanı,
“Hadi bir çay demle” dediğinde her seferinde nasıl yapıldığını unutup sana anlattırmayı,
Mısır patlatırken kimyasal faciaya sebep oluşumuzu,
Birlikte konuşmamızı, müzik dinlememizi, şarkı söylememizi, kitap okumamızı, susmamızı,
Waffle yemeye gidip frambuaz komasına girmemizi,
Küsmelerimizi, sonra dayanamayıp barışmalarımızı,
Birlikte hep daha iyi hissetmemizi…
Yani liste uzar gider. 3 yıl boyunca yaşadığımız veya henüz yaşamadığımız her şeyi özlüyorum. Evet yaşamadıklarımızı da.
Uzağımda olsan bile yanımda olanlardan daha yakınsın şimdi bana.

İyi ki doğdun sincap…